izmir escort
Bugun...
Bizi izleyin:


Kadriye CAN TOPAL


Facebookta Paylaş









Ateşin, Suyun ve Toprağın Sırrı...
Tarih: 30-09-2017 10:05:00 Güncelleme: 30-09-2017 10:05:00


16.Yüzyıl İznik Çinisi

Büyük Selçuklu'dan günümüze gelen ve Osmanlı İmparatorluğu'nun en kıymetli tezyin (süsleme, bezeme) sanatı. Öyle ki, İstanbul'da bir çok önemli yapıya özgün bir üslup, tadına doyulmaz bir lezzet katmıştır. Bu sanat özellikle 16.yüzyılın ikinci yarısında, kullanılan malzeme, renk ve olağanüstü desen kurgusuyla doruğa ulaşmıştır. Dönem Kanuni Sultan Süleyman'ın hüküm sürdüğü, imparatorluğun siyasal, ekonomik ve kültürel açılardan en üst noktaya ulaştığı, anıtsal mimari yapıların yoğun olarak inşa edildiği dönemdir.

Tarihte duvar çinisine kaşi, sofralarda kullanılan, taşınabilir tüm parçalara da evani denilmektedir. Büsküvi dediğimiz ham karo, çizim kolaylığı sağlayan astar, metal oksitlerden oluşan doğal renkler ve en son katman olan sır. Geleneksel boyalarla renklendirilen çinilerin üzeri camsı, parlak bir madde ile kaplanarak, yani sırlanarak 900 derecede fırınlarda pişirilir. Kuvars da denilen bu camsı madde sertliği, parlaklığı ve derinliği ile İznik çinisine ayrıcalıklı bir görünüm vermiş, asırlardan günümüze hiç bozulmadan gelmesini sağlamıştır. Bu kıymetli çinileri görüp de dokunmayanı hiç görmedim; istek öyle yoğun olur ki dokundukça üzerinizdeki stresi emdiğini hissedeceksiniz.

Bu sanatın belli bir disiplin içinde gelişmesinde sarayın yaklaşımı oldukça önemli tabi. Hal böyle olunca Sinan’ın dehası Sultan Süleyman’ın desteği ile birleşince eşi benzeri olmayan eserler vücut bulmuştur. Kesme taş mimari yapılarda sıraltı çini süslemeyi uyum içinde kullanan Mimar Sinan, İznik çevresindeki dere yataklarından çıkan toprağın elverişli olması nedeniyle yöredeki atölyelerde yoğun olarak üretim yapılmasın, İznik çini sanatının gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır.

Osmanlı Devleti’nin gücünün zirvesinde olduğu bu dönem doğunun önemli kültür merkezleri Herat, Şam, Bağdat, Tebriz ve Kahire gibi şehirlerden önemli sanatkarlar saray nakkaşhanesinde çalıştırılmak üzere İstanbul’a getirilmiştir. Bu sanatçılar Osmanlı sanatına yeni uslupların doğmasına vesile olmuş, tezyin sanatlarında yeni bir yol ayrımına girilmiştir. Bunlardan Tebrizli Şahkulu, uzun seneler Kanuni’nin sernakkaşlığını yapmış’’ Saz Yolu’’ ekolünun ilk temsilcisidir. Topkapı Sarayı Sünnet Odası girişindeki hançer yapraklı mavi beyaz yekpare pano onun bu uslupdaki önemli eserlerinden biridir. Şahkulu’nun bütün çalışmaları başlı başına mükemmeldir. Fakat ne yazık ki eserlerinin çoğu yurt dışında bulunmaktadır.

16.Yüzyıl çini sanatımızın ihtişamlı örneklerini içinde barındıran Topkapı Takkeci İbrahim Ağa Cami ve Kadırga Sokullu Mehmet Paşa Cami’nin yanından geçmemiş veya geçerken fark etmemiş olabilirsiniz, konumları itibarıyle.. Ama bir Rüstem Paşa Cami var ki öyle bir derya gölü ki büyülenmemek elde değil. Oysa İstanbul’a gelip de Eminönü’nden yolu geçmeyenimiz yoktur vesselam..

Doğup büyüdüğü toprakların ona hak ettiği ilgiyi gösterememiş olması sanata olan kayıtsızlığı mı yoksa ekonomik nedenler mi bilinmez ama gerçek şu ki, batılı dediğimiz toplumların ona gösterdiği yüksek ilgidir. Bir örnekle, yaklaşık 20x20 ebatındaki bir İznik duvar çinisinin yurtdışındaki müzayedelerde 15.000-80.000.- sterlin arasında alıcı bulduğudur.

 

Osmanlı tezyin sanatlarını barındıran bu nadide yapılarımızı biraz daha yakından tanıyalım. Ama en kısa zamanda da gezi rotalarımıza eklemeyi ihmal etmeyelim.

Kadırga, Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571-1572): II.Selim’in kızı Esmehan Sultan’ın eşidir. Üç padişaha sadrazamlık yaparak Osmanlı tarihine önemli bir yer edinen Sokullu Mehmet Paşa, İstanbul’da kendi adına yaptırdığı iki camiden biridir. Sultanahmet meydanından Kadırga’ya inen yol üzerinde Bizans devrindeki Aya Anastasia Kilisesi’nin bulunduğu yere inşa edilmiştir. Mimar Sinan’nın en güzel eserlerinden biridir. Hacer-ül Esved taşının muhafazasının yenilendiği sırada kopan parçalar İstanbul’a getirilerek 4 tanesi caminin yapımında kullanılmıştır. Hiç bir camide görülmeyen çini bezemeler, uslüp, renk, motif ve kalite açısından kusursuzdur. Devrin en zarif örneklerindendir. İstanbul’da gizli kalmış hazine gibidir. İznik işi çiniler mermer mihraptan tavana kadar, pencere alınlıklarında ve kubbe kemerlerinde öyle ustalıkla kullanılmış ki asla mimariyi ezecek boyuta ulaşmamıştır.

Topkapı, Takkeci İbrahim Ağa Camii (1591-1594): Topkapı surlarının dibindeki bu cami Mimar Sinan’ın eseri olarak verilse de yapımı onun ölümünden üç yıl sonrasıdır. Kare planlı ahşap kubbeli caminin banisi İbrahim Ağa’nın, yapımı ile de ilginç bir hikayesi vardır. Pencerelerden kemer tepelerine kadar bütün duvarlar vazo ve zengin çiçek motifleri ile bezenmiş dönemin İznik çinileriyle kaplıdır. Mihrap ayeti de çini ile yazılmıştır.Tavan süslemeleri mükemmeldir. Günümüzde camiye ait bazı levhaların kopartılarak Portekiz’deki Gülbenkyan Müzesi’nde sergilendiği söylenmektedir.  

Eminönü Hasırcılar, Rüstem Paşa Camii (1560-1561): Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın kocası ve sadrazamı olan Damat Rüstem Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı eseridir. Eminönü Hasırcılar çarşısında su basması üzerinde yapıldığı için yanından geçenin farketmesi biraz zor, ama elinde rehber kitabı olan her turist burayı arar ve bulur. Altındaki dükkanlar sayesinde Haliç’e biraz tepeden bakar. Tahtakale’nin keşmekeşi arasında dehlizi andıran merdivenlerini çıkarken sanki başka bir zamana yolculuk yapıyor hissine kapılırsınız. En nihayet avluya ulaşırsınız. Önce son cemaat yeri sonra kubbe eteklerine kadar inen İznik işi çiniler sizi bir anda içine çeker. Rüstem Paşa gösterişi seven bir paşa olarak nam saldığından güzelim çinileri onun bu merakına borçluyuz herhalde... Göz alıcı çiniler caminin dört bir tarafını kaplar. Ne yazık ki, bu camiye ait bir çok levha da kopartılarak yurt dışına kaçırılmıştır.

Örnekler saymakla bitmez... Kasımpaşa Piyale Paşa, Ayasofya Müzesi bahçesindeki II.Selim türbesi ve III.Murad Türbeleri’nden koparılıp götürülen ecdad yadigarı İznik Çini’leri dünya müzayedelerinin eşşiz eserleri arasında yer almaya devam etmektedir.

 

 

Kadriye Can Topal

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 113 YILIN SIRRI
    113 YILIN SIRRI
  • Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
    Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
  • Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
    Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
  • Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
    Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
  • Çaykaralı Havva Usta
    Çaykaralı Havva Usta
  • Suriye'de iç savaş
    Suriye'de iç savaş
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • GÜNDEM PROGRAMI
    resim yok
  • Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
    Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
  • Asya'da Ali Adnan fırtınası
    Asya'da Ali Adnan fırtınası
  • 42. Arhavi Festivali - Off Road
    42. Arhavi Festivali - Off Road
  • Dev piton karıncalara yem oluyor .
    Dev piton karıncalara yem oluyor .
  • Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
    Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
VİDEO GALERİ
YUKARI