ANA SAYFA       Künye     Yayın Akışı     Reklam     Konuk Defteri     İletişim       Frekans:12130 - S/R 27500 - Fec:5/6 - Polarizasyon: Vertical (DİKEY) 

 
 
    YURT ve DÜNYA
    BÖLGEDEN
    SPOR
    EKONOMİ ve SAĞLIK
    EĞİTİM ve BİLİM
    İLGİNÇ VİDEOLAR
    MEDYA
    İSLAM
    RÖPORTAJLAR

 » GAZETE MANŞETLERİ

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  Alparslan Türkeş'in "sır" mektubu | Rize Kaçkar Televizyonu
Alparslan Türkeş'in "sır" mektubu
Türkeş'in 'Bahçeli' içerikli mektubu kime yazıldı.. Başbuğ yaşasaydı 'ulusalcı' olur muydu?
 
17:58 04 Nisan 2008, Cuma

 

Alparslan Türkeş'in "sır" mektubu

Türkeş'in 'Bahçeli' içerikli mektubu kime yazıldı.. Başbuğ yaşasaydı 'ulusalcı' olur muydu? Başbuğ Türkeş, tutuklu bulunduğu Askeri Mevki hastanesinden yazmış olduğu 'Bahçeli' içerikli mektubu kime yazdı? Oğul Türkeş niye suskun?

Yıllardır tartışılan mektup

GÖKTÜRK TUNÇTÜRK'ün özel haberi

Ülkücü Harekâtın babası ve Türk Dünyasının Başbuğu Hacı Alpaslan Türkeş’i 11 yıl önce maalesef kaybettik. Ruhu şad-mekânı cennet olsun.

Devletinin ve milletinin düşmanlarının sinsi oyunları karşısında milyonlarca Türk gencinin sapık ideolojilerin pençesine düşmesini engellemek için, Milliyetçi-Ülkücü gençliğin teşkilatlanmasına öncülük eden merhum Türkeş’in, o karlı günde muhteşem bir kalabalığın toplandığı cenaze töreni de gösteriyordu ki, O’nu her kesim takdir ediyordu.

Rahmetli Türkeş şu an yaşasaydı, koparılmak istenilen bu siyasi fırtınaları öncülük edip, mutlaka durdurur ve gereğini kuşkusuz siyasi rant beklemeden yapardı.

En önemlisi Başbuğ yine yaşasaydı asla ‘Millet’- ‘Türk Milliyetçiliği’ ifadelerini bir kenara itip, asla bugün ki ‘Ulusalcıların’ içinde yer almazdı ve hatta onların ipliğini pazara çıkarırdı.

O büyük insan ‘Ulus’ kelimesine karşı değildi ama ‘ Ulus’ kutsiyetini istismar eden ve bir zamanlar ‘Türk ulusu’ ifadesine ‘Faşist’ damgasını vuranların oluşturduğu bu çemberin içinde bulunmayacağı kesindi.

Hele-hele kendisine akla-hayale gelmeyecek suçlamaları ve çamurları atan Doğu Perinçeklerle el ele olunan bir grupla.

TÜRKEŞ’İN RAPORUNU SAKLAYAN BAŞBAKAN

12 Eylül 1980 askeri darbesinde, rahmetli Başbuğ, en uzun süre ile hapis tutulan tek lider oldu..Üzüntüden gözünün birisi yattığı Askeri Mevki hastanesinde kapanmak üzereydi. Tabip Yüzbaşı Selim Kaptanoğlu’ nun ‘Kapalı yerde kalamaz-Sağlığı Tutuklu olmaya müsait değil’ şeklinde rapor hazırlayıp Başbakan Turgut Özal’a ulaştırmasına rağmen, kimselerin kılı kıpırdamıyordu. Çünkü Özal’da bu raporun gereğini yaptırmadığı gibi, Raporu masasındaki sumenin içinde saklamaktaydı.

Bu bilgiye ulaşan ve o zaman MHP’nin tek yayın organı olan Yeni Düşünce gazetesinin Ankara Temsilcisi Cafer Uğurlu, tek başına iktidar olan Başbakan Turgut Özal’a başbakanlıktaki Basın toplantısında, böyle bir raporun kendisinde olup olmadığını ve varsa neden bekletildiğini sordu.

Toplantı salonu bir anda ağır bir sessizliğe bürünmüştü
Ve Başbakan Özal şu cevabı vermekle yetinmişti,

“Rapor bende..Ama gereği yapılacaktır”

Tabi bu raporun üzerinden aylar geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadı. Taki, merhum Turgut Sunalp Paşa devreye girinceye kadar.

DEVLET BAHÇELİ'YE MEKTUP

İşte Türkeş bu sıkıntıları yaşadığı Mevki Hastanesinden ‘Oğlum’ dediği partili birisine ‘Devlet Bahçeli’ içerikli bir mektup yazıp gönderdiği ortaya atıldı.

“Devlet Bahçeli” için ‘ajan’ diye yazıldığı ileri sürülen  mektup camiada şok etkisi yaramıştı.

MUHARREM ŞEMSEK İDDİASI

Bir başka rivayete göre ise bu mektup Ülkü Ocaklarının eski genel başkanı ve davanın gazisi Muharrem Şemsek’e yazılmıştı...

Uzun yıllar sonra bu satırların yazarı, Muharrem Şemsek’e ‘Bu Mektubu’ tekrar sordu..
Şemsek ise bu mektubun konuşulduğunu fakat kendisine böyle bir mektubun yazılmadığını söyledi.

Fakat Türkeş’in el yazmalı mektubunda ‘A.E.’ diye bahsettiği Avukat Abdulkadir Erdil ise ısrarla Türkeş’in bu mektubu Şemşek’e yazdığını ve bilgisinin olduğunu, hatta mektupta ad ve soyadlarının baş harfleri yazılan kişileri yalnız Şemsek’in ve kendisinİN bildiğini belirterek, “Bu mektubu kimse yalanlayamaz” diyor

Fakat; Bütün bu söylenenler karşısında oğul Tuğrul Türkeş’in yıllardır suskun kalarak bu konuya açıklık getirmemesi dikkat ÇEKİYOR.. Türkeş’in tekrar siyasi harekete başladığında “Ajan” dediği ileri sürülen Devlet Bahçeli’yi yanına alması da bir o kadar dikkat çekici.

Zaten Bahçeli de bir ara böyle bir mektubun ve ifadenin olmadığını belirterek, mektup iddiasının parti içindeki muhaliflerin oyunu olduğunu açıklamıştı.

İŞTE TÜRKEŞ’İN YAZDIĞI İLERİ SÜRÜLEN MEKTUBU

Pek değerli ve Sevgili Oğlum

Bu gün, muhterem arkadaşımız (…) mektubunuzu getirerek beni çok sevindirdi. Yazılarınızı okuyarak gerçek durum hakkında aydınlandım. Teşekkürler ederim. Ara sıra yazmanızı ve bana bilgi vermenizi rica ederim. Malum olduğu üzere davamız Türk-İslam davasıdır. Her hareketimizin gayesi Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak ve asil milletimize hizmet etmektir.
P. imanlı iyi bir arkadaşımızdır. A.E de temiz ve ihlâslı bir Anadolu Türkmeni’dir. Avşardır, benim aşiretimden boyumdandır. Denenmiş fedakâr bir kimsedir. Göze çarpan kusuru kendisine zarar veren içki tutkunluğudur. M.Ü. ise gayet temiz, dürüst, imanlı, aydın bir kişidir.
Bunlar milliyetçilik yolunda, geçmiş yıllarda sessizce hizmet vermişlerdir. A.G., A.A. tarafından gösterilen hatalı davranışı anlamak mümkün değildir. Devlet Bahçeli’nin bunlarla aynı davranışa girişmesi mümkün  şey. Devlet Bahçeli, MİT’dendir. Arkadaşlarımız MİT’den uzak olmalı, bunlara hiç itimat etmemelidir.

Ne ise çok şükür şuurlu arkadaşlarımızın sayesinde fesat yatışmış oldu. Fakat bu tatsız şeyleri yapanlar, ya Anavatan Partisi ile işbirliği sebebi ile kışkırtılmışlardır veya MİT tarafından kullanılmışlardır. Mesele üzerine dikkatle eğilmek lazımdır.

Ermenilerin cinayetlerine karşı bazı MİT memurları içerde ve dışarıda ülkücüleri kullanmak teşebbüsünde bulunuyorlar. Bunları asla kabul etmemeli, hiçbir eyleme karışılmamalıdır. Önce yönetim Milliyetçilere karşı giriştiği baskıyı, yanlış uygulamayı değiştirmeli ve resmi makamlar, görev teklif etmelidirler. Bu takdirde devletimizin desteğini ve tasvibini arkamıza alarak eyleme girişmek kabul olunmalıdır. Aksi halde MİT (?) memurlarının el altından yaptıkları teklifleri kabul etmek zararlıdır. Bunu herkese münasip şekilde anlatmalıdır.

Şimdi sizden özel bazı ricalarım olacaktır. Eşim Seval hanımı tanıyorsunuz. Gerek sizin ve gerek muhterem (…) hanımın arada bir telefonla aramanızı kendisine ilgi ve destek vermenizi rica ederim. Güvenilir iyi bir de şoför temin etmeye çalışmanızı rica ederim.
Mahsus selamlar ederek sevgilerle gözlerinizden öperim. Cenabı Hakka emanet ederim.

İmza: Alparslan Türkeş

öte yandan işte bir önemliropörtaj daha..

Alparslan Türkeş'in gizli 3 günü

Alparslan Türkeş 12 Eylül ihtilali olduğunda 3 gün boyunca kimin evinde nasıl saklandı? O dönemde dışarıyla irtibatı kim sağladı. Türkeş kimin pijamalarını giydi? Nasıl yemek yedi? Türkeş'i saklayan isim ilk kez Cafesiyaset'e konuştu

Türkeş'i saklayan isim konuştu 

MUHAMMET KUTLU'nun röportajı

Bugün MHP'nin kurucusu ve eski Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş'in vefatının 11. yıldönümü.

1980 Askeri darbesi sırasında, zaman kazanmak için üç gün ortadan kaybolan MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i evinde saklayan Sağlık Eski Bakanı Halil Şıvgın, Türkeş’in 11. Ölüm Yıldönümünde, suskunluğunu ilk kez Cafesiyaset’e bozdu.

Şıvgın, ülkücülerin Başbuğu Türkeş’in evine geleceğini öğrendiğinde neler hissettiğini, ne gibi endişeler duyduğunu, Türkeş’e ne gibi yiyecekler ikram ettiklerini, dışarıyla bağlantıyı nasıl sağladıklarını ilk kez Cafesiyaset’e anlattı.

Bazı soruları, “bunu açıklamak için henüz erken” diye yanıtlamasa da, bugüne kadar ortaya çıkmamış pek çok özel sırrını Cafesiyaset okurlarıyla paylaştı. Okuyunca çok şaşıracak, bir o kadar da aydınlanacaksınız.

-Sayın Şıvgın, rahmetli Alparslan Türkeş’in evinize geleceğini öğrendiğinizde neler hissettiniz? Sizin için büyük bir sürpriz olsa gerek.

Benim için gerçekten büyük bir sürprizdi. Türkeş Bey’in o gün askeri harekâtın olacağını öğrendikten sonra, mahiyetinin ne olacağını anlamak için zamana ihtiyacı vardı. Yaşar Okuyan getirdi bana geleceği haberini. Yaşar Okuyan, “Komünistler darbe yapacak” diye telaşla geldi bana. Eğer komünistler darbe yapıyorlarsa, karşılarındaki en önemli grup ülkücüler olduğuna göre, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i izliyor olmaları lazım diye endişelendim doğrusu. O an aklıma, bizim yanımızda olduğunu tespit edip baskın yapabilecekleri geldi. Eşimin hamile olması dolayısıyla çatışma olursa onu nasıl uzak tutabiliriz? Neler olabilir diye oldukça endişelendiğimi hatırlıyorum. Ama darbenin mahiyeti hakkında benim bilgilerimle Yaşar Okuyan’ın bilgileri oldukça farklıydı.

-Onca kişi varken neden bana geliyor dediniz mi?

Hayır. O şekilde bir düşüncem olmadı. Çünkü komşuyduk o zaman Rahmetli Türkeş Bey’le. Gaziosmanpaşa semtindeki ikametgâhları bizim evimize çok yakın olduğu için, benimle de bağlantı kurulmayacağı için benim evimin tercih edilmesi onlar açısından mantıklıydı.

 -Eviniz Türkeş’i ağırlamaya müsait miydi? Nerede yatıracağız, nasıl ağırlayacağız diye sıkıntı duydunuz mu? Oda sıkıntınız var mıydı?

Biz o günün şartlarında mütevazı bir aileydik. Ama evimiz oldukça geniş sayılırdı. Oda sıkıntımız yoktu. Yiyecek içecek konusunda ilk geldiğinde endişelenmedik. Ancak ertesi gün sokağa çıkma yasağı ilan edilince, gıda konusunda endişelendik birden. Alışveriş imkânı ortadan kalkınca biraz sıkıntı duyduk. Türkeş Bey de zaten şartların farkındaydı. Bize, “Çocuklar, sıkıntıya girmeyin bu durum istisnai bir durumdur” diyor,  moral vermeye çalışıyordu.

-Eşiniz o sırada hamileydi bildiğimiz kadarıyla. Türkeş’in hizmetini kim yaptı? Siz de ev işlerinin ucundan tuttunuz mu?

Eşim hamile olduğu için hizmetinde daha çok ben yardımcı oluyordum. Mümkün olduğunca Türkeş Bey’i rahat ettirmeye çalışıyordum. Ama eşim de hamile olmasına rağmen elinden geldiğince misafirimizi rahat ettirmek için çabaladı.

Türkeş’in yanında silahı var mıydı gelirken?

Bu tür hassas konularda açıklama yapmayı uygun görmüyorum. En azından belli bir süre bu hassas konulara girmemek konusunda bir kararım var.

TÜRKEŞ BEYE KENDİ PİJAMAMI VERDİM

-Rahmetli Türkeş size aceleyle gelmiş olmalı. Yanında yeterli giysisi, mesela pijamaları var mıydı? Siz mi verdiniz bu tür giysileri kendisine?

Dediğiniz gibi aceleyle geldi Rahmetli Türkeş bize. Üzerindeki günlük kıyafetleri dışında bir hazırlığı yoktu. Bu nedenle kendisine benim pijamamı verdim.  Rahat etmesi için gerekli olan şekilde elimizden geleni yaptık.

-Rahmetli Türkeş, yerinin bulunmasından endişeli miydi? Geceleri tedirgin miydi? Dışarıyı siz mi gözetliyordunuz?

Hayır hiçbir tedirginliği yoktu. Gayet rahattı. Bize çok rahat bir görüntü veriyordu.

DIŞARIYLA BAĞLANTIYI KİM SAĞLADI?

-Dışarıyla bağlantınızı kim sağlıyordu?

Sokağa çıkma yasağı bir ara kaldırıldı. O sırada dışarıyla bağlantıyı ben sağladım. Bana bazı isimler vermişti görüşmem için. Ben de onları aradım, ayrıca gidip buldum. Söylediklerini ilettim. Dışarısıyla ilgili bilgileri alıp Türkeş Bey’e getirdim. Ayrıca Rahmetli Türkeş de ev telefonundan bazı isimlerle görüşmeler yapıyor, bilgi almaya çalışıyordu.

-Türkeş’e özel yemekler yapabildiniz mi? Sevdiği yiyecekler nelerdi?

O günkü şartlarda elimizden gelen yemekleri yaptık. Ama daha iyi bir ağırlama yapamadığımızdan dolayı sıkıntı duyduk. Bilsek daha iyi hazırlanırdık diye düşündüm doğrusu.

MHP'DE SİYASET YAPMAYI DÜŞÜNMEDİM

-Türkeş evinizden ayrılırken neler hissettiniz? Size nasıl teşekkür etti?

Kendi evine geçti bizim evimizden ayrılarak. Evlerimiz yakın olduğu için hissettirmeden kendi evine geçti. Oradan teslim oldu. Ayrılırken, özel olarak ikimize de çok teşekkür ettiğini söyledi.

-Türkeş’i evinde saklamış biri olarak onun hayatında özel bir yeriniz olduğunu söyleyebilir misiniz?

Türkeş Bey’i daha önceden de tanırdım zaten. İlişkilerimiz devam etti. Sohbetlerimiz sürdü.

-Alparslan Türkeş’e en kritik anında yardımcı olmuş biri olarak, MHP’de siyaset yapmayı düşünmediniz mi?

Hayır. Ben Anavatan Partisi kurucularından biriyim. Milletvekilliği, bakanlık dahil her kademede en yüksek seviyede siyaset yaptım zaten. Bu şekilde bir tercihim olmadı.

-O üç günü daha ayrıntılı bir şekilde kamuoyuyla paylaşmayı düşündünüz mü hiç?

Zamanı geldiğinde o günlerle ilgili çok özel anılarımı kamuoyuyla paylaşacağım. Ancak bunun için daha çok zaman var.

Halil Şıvgın kimdir?

1950 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Serbest avukatlık, Anavatan Partisi Kurucu Üyeliği 17, 18 ve 19. Dönem Ankara Milletvekilliği ile Sağlık Bakanlığı yaptı. Halil Şıvgın, evli ve 2 Çocuk babası.

 

Bu haber toplam 3461 defa okunmuştur.  

 Yorum Ekle

  Arkadaşına Gönder

 Yazdır

 
 
 YORUMLAR - Toplam 0 Yorum Yapılmıştır.
 Henuz Yorum Yapılmamış!
 
 
  YURT ve DÜNYA, Kategorisinin Son Haberleri

Arınç'tan kahkaha eleştirilerine yanıt

Siyonist İsrail ateşkesi kabul etti

Bayram tatilinin kaza bilançosu ağır

Demirtaş'tan Rizelilere Mesaj

Tutuklanan polisler...

CHP’den İhsanoğlu'na tepki

İsrail'den Filistinli esirlere işkence

Liderler bayramda nerede olacak?

Gazze saldırısına ilginç protesto

116 kişiyi taşıyan Cezayir uçağı düştü


 
 
 
 

 » RÖPORTAJ

 

 » PANODAKİ

 

 » ANKET

OVİT TÜNELİ SİZCE NEKADAR ÖNEMLİ?

 ÇOK BÜYÜK ÖNEMİ VAR

 ÇOKTAN BAŞLANMASI GEREKİRDİ

 ARTIK BAŞLANSA

 YAPILACAĞA BENZEMİYOR

   Katılım : 3616 Oy

 

 » ÇOK OKUNANLAR

İki gencin beyin ölümü gerçekleşti

BOP eşbaşkanı, Erbakan'ın yolunda gideme

Tarlada uyumaya bırakılan bebeğin...

Beşiktaş sahasında farklı kazandı

Rize Valisi Çakır Hollanda'da

B 17 vitamini hangi gıdalarda vardır?

AK Parti'de isyan bayrağı açıldı

Halk sağlığından uyarı

Çakır dan Fındıklı da inceleme

Fabrikada patlama: 5 ölü
 

 » HAVA DURUMU

    

 

 » İSTATİSTİK

 Aktif Ziyaretçi

765

 Bugün Gelen

11281

 

  Ana Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  E-Posta  |  Arsiv

  Copyright 2007 Her Hakkı Saklıdır.
  Rize Kaçkar Televizyonu - KackarTv.com.tr
  Fikir ve Tasarım Rize Dizayn'a Aittir

     Kaçkartv Site Sorumlusu, Dilek ONAY'a Ulaşmak için;   
dilekonay@kackartv.com.tr